OkYaNuSTaN BiR DaMLa

5/11/2006 - SoN SeNdRoM!!!

   Bir sobe sendromu daha ama bu son… Bir daha sobelenmek ve sobelemek İSTEMİYORUM… Şu saat itibari ile bir karar aldım… Bundan sonra sobelere yanıt vermeyeceğim… Duyanlar duymayanlara söylesin… Herkes bilsin ki bende verdiğim sözü tutabileyim J

 

   Samatracik2006 beni nihayet sobeledi muradına erdi J bende son kez bir abi bildiğim samatraciği kırmamak için sorularını cevaplıyorum…

 

İşte sorular İşte cevaplar…

1.      Bloğumu takip etmenin nedeni nedir?

        Takip etmek mi? Takip ettiğimi de nerden çıkardın J)

2.     Benim ismim söylediğinde aklına gelen olumlu 5, olumsuz 3   kelime… Olumsuzları az tutmakta yarar var J

 

Olumlular

- Cana yakın

- Sınırlarını bilen

- Olumlu

- Huzur veren

- Başka bulamadım :)

Olumsuzlar

- Fazla gururlu

- Yeterince savaşmayan

- Biraz gıcık

 

3.      Günde ne kadar zamanını blog a ayırıyorsun?

    Belli olmuyor… Akşamları fırsat buldukça bloğuma zaman ayırıyorum daha doğrusu blogcu arkadaşlarıma…

 

4.     Ya iş ya eş deseler hangisini tercih edersin?

     Bu soruyu ne açıdan sorulmuş pek anlayamadım ama ben algıladığım kadarıyla cevap vereyim

    Gerçekten seven insan karşısındaki kişinin tercihlerine saygı duyar, onu yapmak istediği, mutlu eden ya da bir takım maddi veya ruhsal ihtiyaçlarını karşıladığı şeyleri yapmasına engel olmaz… Hatta destek olur… “Ben mi İş mi?” gibi tercihlerde bırakmaz…

    Ben zaten iş ve kariyer konusunda hırs yapan biri değilim… İş benim için araç… Ben hayatımdaki asıl amaçların farkındayım ve inşallah her zamanda farkında olarak yaşarım… Nerede duracağımı bildiğimi sanıyorum bu konuda ki fikirlerime ve tercihlerime saygı duyulmasını beklerim…

 

5.    Sizce duygusallık mı yoksa gerekçilik mi insanı daha çok mutlu eder?

    Ne duygusallık ne de gerçekçilik… Çok duygusal olursanız sürekli hayal kırıklığı yaşarsınız… Çok gerçekçi olursanız da bazı güzel şeyleri yaşama hakkın kendinize tanımamış olursunuz… En iyisi orta yolu bulmak sanırım… Bulabiliyor muyum??? Hayır…

 

6.            Bloglarda yazışan kişiler neden tanışmak isterler?

 

    Bu sorunun cevabını vermiştim bakınız bir önceki sobelenme sendromu…

 

7-insanların daha bir kariyer yapmadan veya bir meslek sahibi olmadan  orta okul ,lise  cağlarında aşk meşk ile ilgilemeleri hakkında düşünceniz nedir?

 

    Benim için böyle bir durum söz konusu olmadı onu size sormak lazım samatracik abiJ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-11-07 09:03:35 - :)

Yazan: beyazkedim
canım teneffüste geldim ve sana yorum yazıyorum evdeki pc arızalı nete giremiyorum. ama bak fırsat buldum ve sana geldim. şimdi gitmeliyim. zil çaldı. çok öpüyorum.
Bağlantı

2006-11-07 08:38:54 - GÜNAYDIN

Yazan: sukruyilmaz
GÜNAYDIN HAYIRLI SABAHLAR SAĞLIKLI NEŞELİ VE BOL BEREKETLİ KISMETLİ GÜZEL BİR GÜN GEÇİRMENİZİ DİLERİM.SEVGİYLE SAYGIYLA VEDE SAĞLIKLA MUTLU ESEN KALIN ALLAHA EMANET OLUN.SAYGILARIMLA

BU GÜN SAMSUNLU USTAPAN KARDEŞİMİZE CEVAPLARI YOLLADIM CEVAP YAZMAMAK OLMAZ .SOBELEMEYİ VE SOBELENMEYİ SEVMİYORUM VE BU NEDENLE DOSTLARIMDAN ARKADAŞLARIM DAN VE KARDEŞLERİMDEN ARZ EDİYORUM BENİ BU SOBELEME İİNE DAHİL ETMESİNLER

SENİN KADAR

Islak gözlerimdedir hayalin,
Kokun burnumda;
Bu nedenledir uyuyamam
Sen yokken yatağımda.

Aşkın gururu yok ki
Fahişe kadar.

Beni senden edemeyen
Kalbimde taşıdığım,
Kum saatinin akması,
Zamandır alışkanlığım.

Benim harcanacak onurum yok ki
Senin kadar.

Deniz Yumuk


BEN

Ben, her şebnem kokladığımda denize koşarım
Öpmesine izin veririm rüzgâra beni;
Dudaklarının tadına ilk vardığım yerde
Sahilde.

Ben her çarşamba şebnem koklarım.
Denize koşarım;
Belki bir gün gelirsin diye beklerim
Ama hiç gelmedin.

Ben her çarşamba üşürüm.
Rüzgâr önce öper sonra haber verir gelmeyeceğini;
Üşürüm.

Ben her Çarşamba şebnem koklar, denize koşar,
Rüzgârın beni öpmesine izin verip,
Gelişini beklerim.
Sen gelmezsin
Ben üşürüm.

Deniz Yumuk

http://www.sukruyilmaz.com
http://www.blogcu.com/sukruyilmaz
http://www.blogcu.com/sukruyil
http://www.blogcu.com/sugarreed

ŞÜKRÜ YILMAZ
ANTAKYA-HATAY
Bağlantı

2006-11-06 23:36:54 - SELAM...

Yazan: sukruyilmaz
Selam Hayırlı geceler
Sizlere haber vermeden kısada olsa 4 günlük bir hafta sonu Niğde – Ulukışla/Çiftehan kaplıcalarında tatil yaptım ve sizleri de üzdüm bundan dolayı sizlerden özür dilerim ALLAHIMA şükürler olsun eşimle ve çocuklarımla sıhhatimiz yerinde .sizlerin bizleri düşünmeniz bizleri onurlandırmış vede gururlandırmıştır yüce RABBİM ALLAHIM da sizleri onurlandırsın vede gururlandırsın görüşmek dileğiyle sevgiyle saygıyla vede sağlıkla mutlu esen kalın ALLAHA emanet olun.Saygılarımla

GİTMEK

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL

http://www.sukruyilmaz.com
http://www.blogcu.com/sukruyilmaz
http://www.blogcu.com/sukruyil
http://www.blogcu.com/sugarreed

ŞÜKRÜ YILMAZ
ANTAKYA-HATAY
Bağlantı

2006-11-05 19:41:08 - Merhaba İyi Akşamlar

Yazan: thares
Yerinde bir karar vermişiniz
Birazcık yapmacık geliyor banada
Gerçi herşeyi ciddiye almak ömre zarar ama
Bilemiyorum bana çok değişik geliyor
Hikaye türü yazılarınızı özledik
Dostça Kalın
Bağlantı

2006-11-05 15:43:35 - ***

Yazan: samatracik2006
seni istemediğne zorladığım için üzgünüm
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Benim bıraktığım izler...

Kategoriler

Arkadaşlarım

sessizofke01
Özkan Özdemir
blogekle
sophia
onlaruyurken
housewife
eroman
arzumeyp
saraykoy
gazikemal
bentugce
sontanburi
paratoner
dikkatli
sevdasiirleri
offff
omerinal
thelosthighway
serapozturk
kozan
dusbahcesi
baymidye
bembeyazsayfam
ustaplan
erginbay
mizahhh
beyazatliprens
hvvnr2000
ilhankoruyucu
herbst
yagmurlagelen
magnan
karamuratefsanesi
volkankoc79
garipyolcu
acihuzun
karcai
yalinhastasi
mehpareogt
muhalefetim
cografyalar
bloghit
ruhumdakimektuplar
ichsie
hayalhulya
guzadam
avetandogan
figos
muslumankisiligi
lezzetblogu
sieda
samatracik2006
dobra2007
ata1881
vaktisefer
beydabeyda
sirin1982
kafkasgelini
nuralemi
kemaliyemiz
Hasan Beyan
kitabooku
lakersturk
ganga